Hofstede’nin Kültürel Boyutlar Teorisi

Günümüze kadar kültürün ne anlama geldiğine dair birçok tanım yapılmıştır. Kesin olan onun kolektifliğidir. Bu yönden kültürler arasında bir bağlantı olmadığını söylemek yanlış olur. Ancak bu bağlantılar bir kültürün karakteristik özelliklerini değiştirmez. Bu fenomeni anlamak için, ünlü sosyal psikolog Geert Hofstede kültürleri altı boyutta sınıflandırdı. Bu denemede, Hofstede’nin modelini irdeleyeceğiz.

Hofstede, kültürel farklılıkları analiz etmek için güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma, bireyselliğe karşı kolektivizm, ataerkillik, uzun ve kısa vadeli yönelim ve kısıtlamaya karşı hoşgörü olmak üzere altı boyut listeledi. Bu noktada her bir boyutu açıklamanın faydalı olacağına inanıyorum. Güç mesafesi olan ilk boyut, gücün eşitsiz dağıtıldığını kabul etmek olarak açıklanabilir. Bu boyutun ortaya koyduğu şey; tüm toplumların elbette eşitsiz olduğu, ancak bazılarının diğer toplumlardan daha eşitsiz olduğu gerçeğidir. Örneğin güç mesafesinin küçük olduğu toplumlarda bireyler güç kullanımının meşru olması gerektiğine inanırlar. Öte yandan, güç mesafesi fazla olan toplumlar; gücün temel bir gerçek olduğuna inanır. İkinci boyut, belirsizlikten kaçınmadır. Temelde; belirsizlik, tahammülsüzlük demektir. Bireylerin karakterlerinde bu etkiyi gözlemlemek oldukça olasıdır. Örneğin belirsizlikten kaçınma zayıf olan toplumlarda insanların özdenetim ve düşük kaygıya sahip olduğu, belirsizlikten kaçınma kuvvetinin olduğu toplumlarda ise bireylerin duygusallık ve kaygıya sahip oldukları görülmektedir. Üçüncü boyut, bireyselliktir. İsmi ne anlama geldiğini açıkça ifade ettiği için fazladan açıklama yapmıyorum. Ancak, en azından, bir örnek faydalı olabilir. Örneğin, bireyci toplumlar mahremiyet hakkına önem verirken, kolektif toplumlar aidiyet üzerinde strese sahiptir. Dördüncü boyut, ataerkillik; değerlerin cinsiyetler arası dağılımını ifade eder. Ebeveyn ilişkisinde ataerkillik faktörünü gözlemlemek mümkündür. Örneğin, erkek egemen toplumlarda annenin daha çok duygusal ihtiyaçlarla ilgili olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan, babaların gerçeklerle ilgili olduğu kabul edilir. Uzun ve kısa vadeli yönelim olan beşinci boyutu açıklamanın en iyi yolunun bir örnek kullanmak olduğuna inanıyorum. Örneğin, kısa vadeli yönelime sahip toplumlarda, iyi bir insan her zaman aynı kabul edilir. Öte yandan, uzun vadeli yönelime sahip toplumlarda, iyi bir insan şartlara uyum sağlamayı düşünür. Son boyut, hoşgörü ile ilgilidir. Bu, hayattan zevk almak ve eğlenmekle ilgili temel ve doğal insan arzularının nispeten özgürce tatmin edilmesini sağlayan bir toplumu ifade eder. Mesela hoşgörünün olduğu toplumlarda kişinin yaşam kontrolü algısı gözlemlenebilir.

Hofstede’nin kültürel boyutlarını açıkladıktan sonra, Hofstede’nin modeli tarafından kimliğin ne ölçüde tanımlandığını tartışmanın faydalı olduğuna inanıyorum. İlk başta, boyutların sayısının artırılabileceğini iddia etmek mümkündür. İkincisi, kültür ve kişiliğin bağlantılı olduğu gerçeğidir. Bununla birlikte, Hofstede’nin boyutlarının örneklerinde bağlantı yalnızca istatistikseldir. İnsanları “klişeleştirmek” için istatistiksel bağlantının kullanılamayacağı belirtilmelidir. Üçüncü karşı argüman, belirsizlikten kaçınma hakkındadır. Bununla birlikte üç sorundan bahsetmek mümkün. İlki, muhtemelen herkesin kendi ülkesinde birçok kural olduğunu düşünebileceği gerçeğiyle ilgilidir. Bu sorun, içinde bulundukları toplumdan bağımsız olarak çok sayıda insanın bulunduğu toplumda görülebilir. İkinci sorun, kuralların çoğunun resmi kurallar olmadığı gerçeğiyle ilgilidir. Örneğin, bir otoyoldaki hız sınırının 120 km / s olduğunu varsayalım. Bu problemdeki soru, bunun resmi bir otoyol olmadığını nasıl karşıladığımızdır. Hofstede modelinin belirsizlikten kaçınma konusundaki üçüncü ve son sorunu, kuralların çok fazla olmasıyla ilgilidir. Bir çok kural olduğu aşikar. Bu tür bir durumda, insanların sadece kendi durumu için en iyi kuralın olduğu durumu seçecekleri kesindir. Bu sorunun ortaya koyduğu şey, insanların uyulması gereken kurallara uymadığı bazı durumlar olabileceği gerçeğidir. Bu noktada bahsi geçen sorunların hemen hepsinde bireysel farklılıkların fark yarattığı rahatlıkla söylenebilir. Bu anlamda, bireysel farklılıklar bazı önemli değişikliklere neden olduğu için Hofstede’nin modelinin mutlak gerçek olamayacağı rahatlıkla söylenebilir. Ancak yine de kültürel farklılıkları anlamak için faydalı olabilir.

Özetlemek gerekirse, bu denemede, Hofstede’nin kültürleri boyutlandırma modelini değerlendirdim. İlk başta Hofstede için beş boyut olduğundan bahsetmiştim. Bu boyutlar güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma, bireyciliğe karşı kolektivizm, ataerkillik, uzun vadeli ve kısa vadeli yönelim ve kısıtlamaya karşı hoşgörü olarak sıralanabilir. Her bir boyutu anlattım ve örnekler verdim. Ardından, Hofstede’nin modeliyle ilgili bazı sorunlar olduğunu iddia ettim. Sorun esas olarak bireysel farklılıklarla ilgiliydi. Hofstede’nin modelinin kültürel farklılıkları anlamak için yararlı olabileceğini, ancak kültürel farklılıkları mutlak bir şekilde kavramasının mümkün olmadığını iddia ettim.

Fatih Emre Öztürk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: