AÇLIK’TAKİ YAŞAM MÜCADELESİ

Kütüphanemin en eski üyeleri ailemin ben daha doğmadan önce aldığı kırmızı kaplamaları kitaplardır. Daha çok ansiklopedileriyle ünlenip ansiklopedi satışlarıyla yayın hayatına son veren Görsel Yayınları’nın Dünya klasikleri serisidir bu kitaplar. Artık oldukça eskimiş olduğu için elinize aldığınız her kitap için kayıp sayfa kontrolü yapmanız gereken bu seride en çok dikkatimi çeken kitap ise Açlık idi. Norveçli yazar Knut Hamsun tarafından kaleme alınan bu kitabı aslında ‘Hamsun’un yaşamındaki zorlukların romanı’ olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Hamsun’un yaşantısı okunup romandaki anlatıcının yaşantısı dikkate alındığında benzerlikleri görmek hiç de zor olmayacaktır.

Yazar Hakkında Bilgi

Yoksul bir ailenin çocuğu olan Hamsun, yaşantısının belli dönemlerinde hayatını sürdürmekte oldukça zorlanmış. İş sahibi olabilmek umuduyla çeşitli iş alanlarında kalfalığa başlayan Hamsun, aynı zamanda kitap yazmış. Kalfalıkta yükselemeyen Hamsun’un yazarlık serüveni de yayınevleri tarafından olumlu karşılanmamış. Kitaplarını basmak için varlıklı birinin yardımına ihtiyaç duyan Hamsun, ona yardım edecek kişiyi bulmuş ve ülkesinde ilk kitabını bastırmış. Fakat bu kitapta istediği başarayı elde edememiş. Bu süreç içerisinde çeşitli kitaplar bastıran Hamsun, arzu ettiği başarıyı elde etmeyi bir türlü başaramayınca Yeni Dünya’ya göç etmiş. Yeni Dünya’da İngilizce öğrenip o dilde yazılan eserleri tarayan Hamsun ayrıca muhasebe alanında kalfalıktan daha da ileriye gitmeyi başarmış. Ardından Norveç – Amerika geçişlerini birkaç kere daha tekrarlayan Hamsun, sonunda ona Nobel ödülünü kazandıracak “Göçebe”yi kaleme almış ve adını duyurmuş.

Kitap Hakkında Bilgi

1890 yılında kaleme aldığı Açlık kitabında ise gazetelere yolladığı makalelerle hayatını kazanmaya çalışan bir adamın zorlu hayat öyküsünü anlatıyor Hamsun. İnsanlık ayıbı olarak toplumun diline dolanan açlığın pençesinden defalarca yara alan bu adamın psikolojisini ise oldukça ustaca aktarıyor. Ne olursa olsun ahlakını yitirmemeye çalışan anlatıcı, yaşadığı zorlu hayatta kalma mücadelesi içerisinde bazen ahlakını kaybediyor, bazen gerçelikten kopuyor ve bazense ciddiyetini kaybediyor. Caddeler, parklar, ormanlar arası boş midesiyle yürüyen anlatıcıyla beraber acıkmanızı ve anlatıcının karnını doyurma fırsatı bulmasıyla mutlu olmanızı, kısacası anlatıcı ile yaşamanızı sağlıyor Hamsun.

Kahramanın Psikolojik Açıdan İncelenmesi

Kuşkusuz Açlık’tan çıkartılabilecek dikkati en çok çeken konu ise yaşam mücadelesi veren insanın yaşadıklarıdır. Öncelikle yaşadığı açlık ve sefaletten acı duymaya başlayan anlatıcı kendisinden utanıyor. Yine caddelerde yürüdüğü bölümlerden birinde, henüz kitabın başlarında çarşıda tanıdığı bir kişiye rastlayan anlatıcının söyledikleri bu durumu gözler önüne sermeye yetiyor:

“Tanımıştı sanırım beni. En kötüsü, elbiseleriim artık iyice eskimeye yüz tuttuğundan, bu hırpani kılıkla kendimi herhangi bir yere doğru dürüst biri olarak tanıtmama olanak kalmamıştı.” (Hamsun 1992: 11)

Kendi durumuna olan utancı, anlatıcının arkadaşına görünmekten korkmasına sebep oluyor. Tanıdığı kişinin eski elbiselerini görecek olmasından çekinmesi anlatıcının kendisine olan onurunu gözler önüne seriyor. Bu yüzden adımlarını hızlandırıp başını eğiyor. Tanınmamaya özen göstererek yoluna devam ediyor.

Yol esnasında başka bir şansızlıkla karşılaşıyor. Yaşlı bir adam aç olduğunu öne sürerek anlatıcıdan para istiyor. Göründüğü gibi yoksul olmadığı yaşlı adama kanıtlamak için yeleğini rehinciye verip karşılığında aldığı paranın bir kısmını yaşlı adama veriyor. Bu esnada rehinciye yine kendisine olan utancından yalan söylüyor:

“Üstüme dar deliyor. Yoksa gözden çıkarmayı düşünmezdim”(Hamsun 1992: 16)

Aslına bakılırsa bu yalan olayını çoğu kez tekrarlayan anlatıcı, bazen bu yalanlarına alayı da katarak sıradan ve zorlu yaşantısına eğlence de katıyor. Bu esnada ahlaklı duruşunu yitiriyor. Buna örnek ise birçok bölümden yararlanılarak gösterilebilir. Makale yazmak için gittiği bir parkta elinde gazeteye sarılmış bir paket taşıyan yaşlı adamla karşılaştığı bir bölümde yaşlı adama yaşadığı yer ile ilgili yalan söyleyen anlatıcı sonrasında olayları abartarak kendisini eğlendiriyor. Bir başka bölümde ise yine utancı anlatıcıyı yalana, yalan da abartıya, abartı da tekrar eğlenceye doğru itiyor. Bilinçsiz bir şekilde girdiği bir binanın bilinçsiz bir şekilde ziline bastığı bir kapısında bir kadın ile girdiği diyalog başka bir örnek olabilir.

Daha önce anlatıcının kendisinden utanmasına sebep olan kıyafetlerinden olacak, kapıyı açan kadın karşısındaki kişiyi dilenci zannediyor ve verecek bir şeyinin olmadığını dile getirip kapıyı kapatıyor. Bu olay karşısında daha da utanan anlatıcı tekrar yalana başvuruyor. Zile tekrar basıyor ve karşısındaki kadına burada oturan yaşlı bir adam olup olmadığını soruyor. Zili basış amacının bir arkadaşına yaşlı adama bakma işi bulmaya geldiğini söylüyor. (Hamsun 1992: 66)

Para bulmakta oldukça zorlanması anlatıcının kirasını ödemekte zorlanmasına da yol açıyor. Parasını ödeyememenin verdiği ezilmişlik duygusu ev sahibesiyle karşılaştığı zamanlarda zorlanmasına yol açıyor. Yaşadığı psikolojik ezikliğin seviyesini ise şu alıntıdan anlamak mümkün olabilir:

“Her defasında ezilip büzülerek, utangaç bir selam vererek yanından geçmek zorunda kalmıştım. Ama bir daha yapamazdım bunu; bu gözlerle bir kere daha karşılaşırsam odamdan çıkacak ve onurlu bir insana yakışır biçimde hesap verecektim.”(Hamsun 1992: 42)

Bu kısımda da açıkça görülüyor ki anlatıcının verdiği yaşam mücadelesi esnasında onurunu kaybetmemek üzere gösterdiği çaba oldukça dikkat çekici. Onurunu kaybetmemek üzerine verdiği bu savaş, yaşama tutunma savaşı ile birleştiğinde anlatıcıyı çoğu kez onursuz bir davranış olarak değerlendirilebilecek yalan söylemeye iterken; bazı durumlarda da onurunun kısıtlamalarıyla daha kötü durumlara düşüyor. Bu son alıntı da aslında bu kötü durumun bir habercisi oluyor. Anlatıcı kirasını ödeyemediği için evden çıkmak zorunda kalıyor ve sokaklarda yaşamaya başlıyor.

Arada sırada yazılarını gazetede yayınlatmayı başaran anlatıcı, bu yayınlar sonrasında eve çıkabiliyor. Yine bir yayın sonrası başka bir evi kiralayan anlatıcı caddelerde dolaştığı günlerin birinde ev anahtarını kaybediyor. Ev anahtarını bulması için polislerden yardım isteyen anlatıcı, saatin geç olması sebebiyle istediği yardımı alamayacağı cevabını alıyor. Kalacak bir yeri olmadığı için diğer evsiz insanların sürekli kaldığı gibi polisler tarafından sağlanan yatakhanede kalabileceği söyleniyor. Burada dikkati çeken ayrıntı ise anlatıcı aslında durumunun çok kötü olduğu diğer insanlara söyleyebilse her zaman yatacak bir yer bulabilecek olması durumu. Ayrıca orada kalan herkese yemek fişi de ikram edilmesinden yararlanarak hiçbir zaman yatağa aç girmeme ihtimali elinde olmasına karşın kendi tanımları içerisinde yer alan onur kavramının olumsuz etkisi ile bu atılımı bir türlü yapamıyor anlatıcı.

İlerleyen her sayfada maddi durumu kötüleşiyor anlatıcının. Maddi durumdaki kötülük doğal olarak açlığa yol açıyor. Açlık savaşında onuruyla bir savaş veriyor. Bu yaşamda kalma savaşı onurundan bazen farkında olmadan, bazen bilerek vazgeçmesine sebep olabiliyor. İşin iç acıtıcı yanı ise onurundan vazgeçtiği bu yolların onu doyurmaya götürecek yollar değil, eğlendirecek yollar olması. Romanın sonuna gelindiğinde ise bir gemide yaşamı karşılığında işe giriyor.

Sonsöz

Bizler anlatıcının bu yolculuğu esnasında kâh üzülüyor kâh seviniyoruz. Üzülmelerimiz anlatıcının onurunu bir türlü yenemeyip aç kaldığı olaylara tekabil ediyor; sevinçlerimiz ise bir elin parmağını geçmeyecek miktarda gerçekleşen anlatıcının eline para geçtiği zamanlara. Norveç halkının, Hamsun’u Nazi sempatizanlığından dolayı çok sevmediği söylenir. Hatta yaşadığı dönemlerde Hamsun’un kapısının önünün kendi kitaplarıyla dolduğu, öldükten sonra büstünün dikilme girişiminin protestocular tarafından önlendiği de söylenir. Bunlara biat edebilirim belki ama söylemem gerekir ki Knut Hamsun eli kalem tutmuş en yetkin yazarlardan biridir ve okunması şiddetle tavsiye olunur.

KAYNAKÇA

Hamsun, Knut. Açlık. İstanbul: Görsel Yayınları, 1992

Fatih Emre Öztürk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: