WOOLF’UN KENDİNE AİT BİR ODA’DAKİ ARGÜMANI

Kadınların edebiyattaki yeri düşünüldüğünde gelmiş geçmiş en kapsamlı yapıtlardan birisi kuşkusuz Kendine Ait Bir Odadır. Virginia Woolf tarafından kaleme alınan bu yapıt kadınların neden erkekler kadar yetkin kurmaca yazarı çıkartmadığı sorusuna detaylı bir araştırma sonucu cevap veriyor. Woolf’a göre kadınların erkekler kadar iyi yapıt yapabilmesinin dört koşulu var; “…para kazanma, kendilerine özel bir oda yaratma, boş zaman yaratma ve erkeklerin olası sözlerini düşünmeme…”. Ben ise bu yazımda Woolf’un argümanını oluşturan bu dört koşulunu Woolf’un Kendine Ait Bir Oda’sından seçtiğim alıntılarla inceleyeceğim.

Woolf’un argümanının en önemli öncülü kuşkusuz para kazanmak. Para kazanmayı kadının kendi bireyselliğini kavraması ve hakkı olan özgürlüğünü iliklerinde hissedebilmesi için son derece önemli buluyor Woolf. Özgürlük yolunda para kazanmanın asıl önemli olan şey olduğunu fakat insanların genellikle erkekleri suçladığına dikkat çeken Woolf, kendisini ataerkil düzenden sıyırmasınının ana sebebinin de paraya ulaşması olduğunu söylüyor. Halasından kalan mirasa oy hakkını kazandığı gün ulaşan Woolf, mirasın kendisine oy hakkından daha çok özgürlük kazandırdığını iddia ediyor. Bu özgürlük içerisinde takındığı yeni durumu ise şöyle ifade ediyor; “Yiyecek, ev ve giyim, sonsuza dek benim. Böylece yalnız çaba ve didinme değil, nefret ve burukluk da yok oluyor. Hiçbir erkekten nefret etmem gerekmez, çünkü o bana kötülük yapamaz. Hiçbir erkeği pohpohlamam gerekmez; onun bana verecek bir şeyi yok ki!”. Kadının kendisini erkekten bağımsızlaştırması için maddi açıdan özgürlüğe ulaşmasının önemini bu sözlerle dile getiren Woolf, bu özgürlüğün kadını zihinsel olarak da özgürleştireceğini ve kadının yazmasına olumlu bir etkisi olacağını ifade ediyor. Bu özgürleşme yoluna giderken de kadının kendine ait bir odasının bulunmasını elzem gören Woolf, kadının ev işlerinin yoğunluğundan kaçacak bir sığınağının olması gerektiğini söylüyor aslında. Boş zaman yaratma koşuluna da olanak sağlayacak olan oda aslında kadının kendisini özgür hissedebileceği tek dört duvar arası olarak tasarlanmış Woolf’un argümanında. Woolf’un argümanının bir başka ve son öncülü ise kadının erkeğin ne diyeceğini düşünmeden yazması. Özellikle İngiltere tarihini araştıran ve ebeveynlerin kız çocuklarını sırf makam sahibi olmak amacıyla istedikleri kişi ile evlendirdiklerini keşfeden Woolf, kadının erkeğin buyunduruğu altından çıkmasının onun yazarlığı için kaçınılmaz olduğunu düşünüyor. Bu yoldaki en büyük görevi ise yine kadının kendisine veriyor. “Kadınlar yüzyıllardır, erkek görüntüsünü gerçek boyutlarının iki katında gösterebilen enfes bir güce sahip büyülü birer ayna görevini yetirne getirmişlerdi” diyen Woolf, kadınların erkekleri gözlerinde büyütmemesi gerektiğini ve onlarsız da yaşamayı öğrenmeleri gerektiğini söylüyor. Burada kadınların bir farklılık yaratması gerektiğini düşünen Woolf, aynı zaman kadınların yazarken erkeklere benzememesi gerektiği konusunda da ısrar ediyor. Bu açıdan da Coleridge’in “Kişi erkekse, aklının kadın olan bölümünü de etken olmalıdır ve bir kadın da aynı ölçüde içindeki erkekle ilişkide bulunmalıdır” düşüncesine karşı çıkıyor. Woolf’a göre bu erkekleri tutuklaştıracak, kadınların ise özgünlüğüne darbe vuracaktır. Bu açıdan düşünüldüğünde de Woolf’un kadın için her koşulda erkeğin etkisinden ayrılmanın olumlu olduğunu düşündüğü bariz.

Feminizmin en önemli kitaplarından biri olan Kendine Ait Bir Oda’da Virginia Woolf erkeklerin iddia ettiği kadınların erkekler kadar iyi bir kurmaca yazarı olamadığı görüşünü sonlandıracak bir çözüm ileri sürüyor. Dört öncüllü bu çözümün tüm öncüllerinin de söylemeye çalıştığı şey ise esasen kadının kendisini erkeğin egemenliğinden kurtarması ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi koşuluna saplanıyor. Bence Woolf’un para, oda ve zamanla anlatmak istediği şey de esasen kadının başkalarına ihtiyaç duymadan, kendi ayakları üzerinde durarak yaşamını sağlayabilecek konuma gelmesinin önemi. Kadın ile erkeği birbirinden ayıran en önemli etken olarak bunu gören Woolf, kadınların erkekler kadar iyi kurmaca metinler ortaya çıkaramamasının en önemli sebebi olarak da önümüze bunu sunuyor. Woolf’un bu kitabı kaleme aldığı dönemi takip ederek günümüze gelecek olursak da Woolf’un bu söyleminde aslında çok haklı olduğunu görmek hiç zor olmayacaktır.

Okumalar

Woolf, Virginia. Kendine Ait Bir Oda. İstanbul: İletişim Yayınları, 2013

Fatih Emre Öztürk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: