Kant’ın Etik Anlayışı: Bölüm I

Kant, kişinin her zaman insanlığa ister kendi şahsında, ister başkasının şahsında, asla basit bir araç olarak değil; her zaman aynı zamanda bir amaç şekilde davranması gerektiğini belirtir. Bu iddiayı anlamak için bir kişiye “araç” muamelesi yapmanın ne olduğunu bilmek gerekir. Kant’a göre, yaptığımız her eylem bir veya daha fazla maksimimizin bir yansımasıdır. Eylemin maksimi, kişinin kendisini eylemde bulunur olarak görmesi ilkesidir. Klasik etik sorusu olarak yapmayı teklif edeceğimiz bir eylemin doğru mu yanlış mı olduğunu incelemek istediğimizde, Kant’a göre ilk önce maksimimize bakmalıyız. Sadece, maksimimizin birini sadece bir araç olarak kullanıp kullanmadığını veya insana kendi sonu muamelesi yapıp yapmadığını kontrol etmeliyiz. Kant’ın etik anlayışını kaleme alacağım yazı dizisinin ilk yazısında, birini salt bir “araç” olarak kullanmanın gerçekte ne anlama geldiğini açıklayacağım. Bundan sonra, ona karşı bir argüman oluşturacağım.

İlk adım için bir kişinin nasıl bir “araç” olarak kullanıldığını açıklamakla başlamak faydalı olacaktır. Kant’a göre, bazılarını salt bir araç olarak kullanmak, onları prensipte rıza gösteremeyecekleri bir eylem planına dahil etmektir. Bu tanımdaki can alıcı kısım, “prensipte rıza göstermeyecekleri” idir. Bir örnek, bu kavramın anlaşılabilmesi için verimli olacaktır. Varsayalım ki, bankaya gidip bir çek bozduruyorum. Bu örnekte amacım, çek bozdurmak. Çek bozdurma amacım için banka çalışanını bir araç olarak kullanıyorum. Bu olay karşılığında, banka çalışanı hayatını kazanma amacı için benim çek bozdurmamı kullanıyor. Bu durumda hem ben, hem de banka çalışanı rıza gösterdiği için; Kant’a göre, birbirimizi araç olarak kullansak da, birbirimizi “sadece” araç olarak kullanmıyoruz. Bununla birlikte, bir kişinin, diğerini “ilke olarak” rıza gösteremeyeceği şekilde kullandığı diğer durumları listeleyebiliriz. Yine, bunu açıklamanın en kolay yolu, bir örnek kullanmak olacaktır. Bu sefer, sahte bir vaat örneği kullanacağım. Varsayalım ki, Kazım’a bozmak niyetiyle bir söz veriyorum. Bu örnek için, Kazım’ın bittabii sözümü bozma niyetimden bihaber olması gerekli. Hiç kuşkusuz, sözümü bozma niyetimden haberdar olan Kazım, sözümü hiçbir şekilde kabul etmezdi. Bu örnek için, Kazım benim aldatma niyetimden bihaber olduğu için bu eylemdeki rolüne gösterdiği rıza kabul edilemez. Bu bağlamda da, Kazım “sadece” bir amaç olarak kullanılır. Kant’ın görüşüne göre, Kazım’a bir birey olarak değil bir “şeymiş” gibi davranırım. Bu tür bir davranış ise yanlış olur.

Ne tür eylemlerin bir kişiyi araç olarak kullanmak olarak tanımlanabileceği, bu konunun irdelenmesi için bahsedilmesi gereken bir sonraki konu olarak nitelendirilebilir. Kant’a göre, birini bir araç olarak kullanmanın iki yolu vardır. İlki onları aldatmaktır. Bu tür bir eylem, birinin yanlış iddialarla bir faaliyete dahil edilmesiyle gerçekleşir. Kişiye konunun gerçekte ne hakkında olduğu konusunda yanıltıcı açıklama yaparak ve/veya bahsi geçen konu hakkında yanlış bir söz vererek gerçekleştirilir. Tüm bu varyasyonlar için, aldatılan kişinin neler olup bittiğini bilmemesi gerekir. Birini sadece bir araç olarak kullanmanın bu tür örneği, önceden bahsettiğim son örnek olabilir. Birini sadece bir araç olarak kullanmanın, Kant’a göre, ikinci yolu, onu bir şey yapmaya zorlamaktır. Zorlamanın ne anlama geldiğini bilen biri için, bunun ne anlama geldiği oldukça açık olmalıdır. Zorlama, birisini güç kullanarak bir şeyler yapmaya zorunda bırakmak anlamına gelir. Bunu daha anlaşılır kılmak için, bir örnek kullanmak faydalı olabilir. Bir tefeci düşünün. Bu tefecinin bir köylüye borç para verdiğini varsayalım. Örnek için, tefeci köylüyle belli bir faiz oranında anlaşmış olsun. Köylünün borcunu düzenli olarak ödemesine rağmen, tefecinin köylüden arsasını da istediğini düşünelim. Hatta eğer arsayı vermezse, onu öldüreceğini iddia etsin. Bu gibi bir durumda, tefeci borçlu köylüyü zorlayarak sadece bir araç olarak kullanır.

Bu noktada, yukarıda bahsi geçen paragrafları okuyan herkes, Kant’ın birini salt bir araç olarak kullanma hakkında ne düşündüğünü az, ya da çok kavrayabilmiş olmalı. Bu noktada, toplumsal saygısı olan herkes gibi, benim de Kant’a katılmamanın neredeyse imkansız olduğunu belirtmeliyim. Ahlaki yasaları belirlerken; birinin sadece bir araç olarak kullanılmaması gerektiğini iddia etmek, geçerli olarak mantıklıdır. İnsanlar her zaman birini salt bir araç olarak kullanırlarsa, bu olası dünyada, yaşamak neredeyse imkansız olurdu. Bu nedenle, Kant’ın birini herhangi bir şekilde salt bir araç olarak kullanamayacağınızı iddia etmesi, aşırı bir düşünce değildir.

Bir düşünce sistemini, bir argümanı, bir fikri… güçlendirmenin en etkili yolu; ona karşıt bir düşünce ile güvenilirliğini test etmektir. Bu sebeple, az önce bahsettiğim gibi bu düşünce, kuvvetli bir düşünce olmasına rağmen, ona karşı bir argüman sunmak verimli olacaktır. Bulduğum tek karşı argüman, istisnalar olarak ortaya çıktı. Bunun temelinde ise oldukça basit bir düşünce yatıyor: ahlaki yasalar için keskin fikirlerin olmaması gerektiğini düşünüyorum. Karşı argümanımı bir istisna olması gereken bir durumla açıklayacağım. Kazım’ı tekrar düşünelim. Kazım, Japonya’ya nükleer bir saldırı düzenlemek istiyor; ancak bunu yapmak için iki tane uzaktan kumandalı makineyi ateşlemesi gerekiyor. Bana geliyor ve bu nükleer saldırıda ona yardım edersem çok takdir edileceğimi söylüyor. Ona bunu yapmazsam ne yapacağını soruyorum. Başka birini bulacağını söylüyor. Bu durumda; evet, diyebilirim, Kazım; bunu senin için yapabilirim. İşin aslı ise çok farklı. Benim Kazım’dan gizlediğim gerçek maksimim, aslında, onu aldatmam. Çünkü Kazım’ın düzinelerce insanı öldürmesini istemiyorum. Çünkü Kazım’a verdiğim sözü bozmakla gerçekleştirmeyi düşündüğüm gerçek niyetim, bombalama zamanı geldiğinde uzaktan kumandalı makineyi kullanmayacak olmam. Bu nedenle, bu durum özelinde, Kazım’ı sadece bir araç olarak kullanıyorum. Bir söz veriyorum; ancak, Kazım ilke olarak benim gerçek maksimimin ne olduğunu kabul edemez. Kant’a göre, bu durumda yaptıklarım kabul edilemez; ancak ben bu fikre karşı çıkıyorum. Bu durumda, insanlığın iyiliğini düşünen her insan, benim yaptığım şeyi yapardı. Bu nedenle, Kant’ın fikrindeki tek sorun olarak, birini salt bir araç olarak kullanmak için bazı istisnalar olması gerektiğini düşünüyorum.

Özetlemek gerekirse, bu yazıda, Kant’ın birini sadece bir araç olarak kullanma düşüncesinin gerçekte ne anlama geldiğini açıkladım. Birini sadece bir araç olarak kullanmanın, insanları prensipte rıza gösteremeyecekleri bir eylem planına dahil etmek olduğunu belirttim. Birini sadece bir araç olarak kullanmanın iki türü olduğunu, onları kandırarak ve zorlayarak, açıkladım. Her iki tip için de açıklayıcı örnekler verdim. Sonra, birini sadece bir araç olarak kullanmanın yanlış olduğunu söylemenin her durumda uygulanamayacağını iddia ettim. İnsanlığa giderilemeyen acılara neden olabilecek daha büyük olaylar için tekrar düşünülmesi gerekiyor.

Fatih Emre Öztürk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: