Bir Sokak Lambası Altında

Bozuk bir sokak lambasının cızırtısı titretti geceyi. Lambanın ışığı yanıp söndüğünde sessizliğin çığlığı kapladı ortalığı. Kulakları sağır eden, ancak duyulmayan zıtlığın labirentinde dönüp duran o sessiz çığlık… Ayak sesleri duyuldu, bütün sokakta yankılanarak paylaşıldı diğer sokaklarla. Alışkın olduğu yolları tek tek yoklar gibi emin ve sakin adımlarla sokak lambasının altında durdu, Füsun. Topuk sesleriyle, yoklamasını alır gibiydi gecenin. Sokak lambasının ritmik yanıp sönen ışığı kırmızı rugan ayakkabılarını aydınlattı. Kafasını kaldırıp karanlık göğe baktı. Kocaman iç çekti. Göğsüne dünyanın oksijenini doldursa, rahatlamazdı göğüs kafesi. Öyle ki, ciğerlerini dolduran, her seferinde taştı taşacak dediği koca bir deniz vardı, içinde kulaç atamadan her seferinde boğulduğunu hissettiği, ölü dalgaların içine içine vurduğu o kocaman deniz. Bazı zamanlar boğazına kadar geliyordu, yutkunarak yolladıkça tekrar tekrar çaresiz bırakıyordu bedenini. Bugün de o günlerden biriydi.

Ne çok karanlık görmüştü ömründe. Şu göz gözü görmeyen zifiri karanlık, hepsinden aydınlıktı. Yanıp sönen sokak lambasını o an fark etti. Gülümsedi ama oturup ağlasa daha az acıtırdı.

Bugün de birilerini aydınlatmak için kendini yakmıştı. Karanlık bir şehrin sokak lambası gibiydi ömrü ve başkaları için yanıp tükeniyordu. Ama onun ışığının altından gelip geçenler dönüp bakmıyordu bile. Bencilliğin bölünerek çoğalmasına inat, içinde kalan ışığı ne zamana kadar pay edeceğini merak etti.

Bu düşünce kapladığında beynini “Ah!” dedi. Öyle sessiz söyledi ki bu iki harfi, duyulmadığına emin olduğu halde kulaklarını kapatmak istedi. Kim için, diye düşündü. Ne için, diye devam etti sorular. Bitmeyeceğini bildiği sorularının, cevapları da yoktu. Her gece onu azat ettiklerinde bir sokak lambasının altında sorularına cevap bekliyordu, ışığın kutsallığına adayarak kendini. En büyük özgürlüğünün bu olduğunu düşündü. Dudaklarının içinden gelen o gülümsemeyle kıvrıldı. Başkasının özgürce savurduğu bu bedende yapabildiği tek çılgınlık buydu, bir sokak lambasının ışığında kendini sorgulatmak.

Yanıp söndü sokak lambası… Bu ışık artık ikimize de yetmiyor, diye düşündü. Saat beşe geliyordu, gün birazdan aydınlanacaktı ve sokak lambaları diğer geceye kadar sönecekti. Çantasından sigara paketini çıkarıp bir sigara yaktı. Hava aydınlanmadan, evine kendi karanlığına dönmek için ayakkabılarının şuh sesiyle yürümeye devam etti. Bir sokak lambasından fazlası aydınlatsın istemezdi günahlarını…

Şerife Irmak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: