Monteigne ve Rand Karakterlerinden “Ben’in Mükemmelliği” Doktrini

Ayn Rand, “Kendi kişiliğinizin kıymeti uğruna mücadele edin. Kendi gururunuz uğruna mücadele edin. İnsan tabiatının özü olan hükümran ve rasyonel zihniniz uğruna mücadele edin. Ahlakınızın yaşamanın ahlakı olduğuna, mücadelenizin, yeryüzünde var olmuş her başarının, her kıymetin, her yüceliğin, her güzelliğin, her iyiliğin mücadelesi olduğunu bilmenin verdiği mutlak güven ve dürüstlükle mücadele edin.” der, objekvivizm adını verdi düşünce sistemini daha aydınlatıcı bir hale büründürmek için. Rusya’da doğup Amerika’da yaşayan ve ölen Rand, bireyciliği, “ben”in mükemmelliğini savunarak yirminci yüzyıla büyük bir iz bırakmıştır. Rand’ın aklımda bir kere daha canlanmasına sebep olan şey ise okuduğum bir deneme kitabı oldu. Stefan Zweig tarafından kaleme alınan “Monteigne” isimli biyografik denemede aktarılan Monteigne’in “ben” ve “özgürlük” düşkünlüğünün birleşiminin, Rand’ın liberteryen bir bireycilik anlayışını olağanüstü bir ustalıkla kaleme aldığı “Atlas Silkindi” kitabındaki Hank Rearden, John Galt ve Dagny Taggart gibi karakterlerin yüce benliklerine duydukları hayranlıkla olan ortak noktası ise beni bu yazıyı kaleme almaya itti.

Stefan Zweig’in dünyanın en iyi biyografi yazarlarından biri olarak anılmasına yardım eden eserlerden biri de kuşkusuz Monteigne kitabıdır. Türkçe’ye çevirisi Ahmet Cemal tarafından yapılıp Can Yayınlarından Türkiye coğrafyasında soluk alan ve Türkçe bilen insanlara sunulan bu kitap ise adından da anlaşılacağı üzere Monteigne’in hayatına ışık tutuyor. Asil olmasa da varlıklı denilebilecek bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Monteigne’in, asker olan babasının titizliğiyle kaliteli bir eğitim sonucu hümanist bir düşünceye uzanan çocukluk ve gençlik dönemlerini anlatarak kitaba başlayan Zweig, babasının ölümünden sonra Monteigne’in yaşantısındaki değişiklikleri de çok iyi bir şekilde aktarmış. Fransa’nın zor dönemlerinde yaşayan Monteigne’in ara sıra devlet görevlisi olarak çalışmış olmasına rağmen her zaman kendi özünün, benliğinin hayranı olması sebebiyle hümanist yaklaşımına karşın bu görevi isteksizce yaptığı söylenebilir.

Ayn Rand’ın kitabı ise üretimi yapan ve ülkeyi kalkındıran kişilerin her zaman bencillikle suçlanması durumuna işaret eder. Kitabın özünde aktarılan düşüncelerden biri de fabrika sahiplerinin işi yapanın işçiler olmasına karşın işçilerden daha çok para kazanıyor olmasının yanlış olduğu düşüncesinin yanlış olduğudur. Buna karşın Rand, asıl işi yapanların fabrika sahipleri olduğunu söyler. Bunu göstermek amacıyla da romanında üretimi yapan kişilerin birer birer ortadan kaybolması sonucu ülke ekonomisinin çöküşünü, dolayısıyla ülkeye hakim olan kaosu gözler önüne serer. Bu düşünceyi aktarırken oldukça başarılı ve dikkat çekici karakterler oluşturmayı başaran Rand’ın en dikkat çekici karakterleri ise; ortadan kayboluşların sebebi olan John Galt, ailesi tarafından sürekli bencillikle suçlanan ve bu suçlamalardan bıkıp kendisini aile yaşantısından arındıran Henry Rearden ve ailesinden kendisi ve abisine kalan, abisinin “hatırla” çöküşe ittiği demiryolu şirketini “çalışarak” kurtarmaya çalışan ve abisi tarafından bencillikle suçlanan Dagny Taggart’tır.

Ayn Rand’ın objektivist karakterleri ile Zweig tarafından nakledilen Monteigne karakterinin ortak noktasının en belirgin birleşim noktasının ise Monteigne’in kendisini şatosuna kapattığı yaşam dönemi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Monteigne’in yaşantısının büyük bir bölümünü kaplayan düşünce, Monteigne’in kendisi olma isteğiydi. Bu isteğe ulaşabilmek adına yanına sadece en sevdiği şeyleri aldığı bir şato yarattı. Monteigne bu şatoda kitap okudu, dışarıyı gözledi, babası olacağı türün eseri olan “Denemeler”i kaleme aldı. Bu dönemde ailesinden oldukça uzaklaşan Monteigne’in bu davranışının “bencilce” olduğu söylendi. Rand’ın Rearden karakterinde de Monteigne ile bu açıdan bir benzerlik kurulabilir. Kendi alaşımı olan Rearden metali piyasaya sürdükten sonra yoğunlaşan işini ve bu işteki varlığını önemseyen Rearden’in işteki saatlari yoğunlaşır. Eşinin ve annesinin isteklerini karşılamakta zorlanır. Bu zorlanmanın temelinde de umursamama duygusu yer alır. Rearden’in umursadığı tek şey, kendisinin işidir. Eve geldiği nadir anlar ise onun için tam anlamıyla felaket olur. Eşinin çarpıttığı sözler ve annesinin onu sürekli bencillikle suçlaması onun için evde olduğu anları sıkıntıyla arındırır. Bunula birlikte aynı olay Dagny Taggart için de geçerlidir. Bekar olmasına karşın, işini önemseyen ve hatta gecelerinin çoğunu ofisinde geçiren Dagny de yaşantı olarak Monteigne’e oldukça yakındır.

Rand’ın karakterleri ile Monteigne’in karakteri arasındaki benzerliğin bu bölümle sınırlı olmadığı da bir gerçek. Şatoda olduğu dönemlerde bazı şeylerden yoksun olduğunu fark eden Monteigne’in yapmış olduğu yolculuk, bu benzerlikte bir başka rol oynuyor. Monteigne’in kendisi için hastalığını göze alarak yapmış olduğu bu yolculuk ve Zweig’in belirtmiş olduğu asistanı tarafından yolculuk defterine yazılan Monteigne’in tercihleri, Rand’ın bir başka karakteri olan John Galt ile benzerlik gösteriyor. Buradaki ufak farklılık ise, Monteigne’in bireyin dünyayı değiştiremeyeceğine inanmasından kaynaklanıyor. Buna karşılık Galt’ın Monteigne gibi çıkmış olduğu yolculuğundaki amacı kendisi gibi insanların öneminin fark edilmesini sağlamaktı. Aslında bunu tek başına yapmaktan ziyade kendi benliğinin mükemmelliğinde ortak bir karara varmış olan kişilerle birlikte yapmaya koyulması yine Monteigne’in düşüncesiyle eşleşebilecek bir davranış olabilir.

Monteigne yaşamış olduğu dönemin zorluğuna, sığlığına rağmen hâlâ tüm dünyada kabul gören bir düşünce olan hümanizmi o dönemden benliğine yedirmesi ve özgürlükçü anlayışa vermiş olduğu önem ile oldukça etkili bir yazardır. Fransa tarihinde de derin izler bırakmış olduğu Zweig tarafından aktarılan Monteigne’in yine Zweig tarafından aktarılan kişilik özelliklerinin ünlü düşünür Ayn Rand’ın yazar sıfatı tarafından kaleme alınan Atlas Silkindi kitabındaki karakterlerle benzerliği ise aktardığım gibiydi. Buna ek olarak, son bir benzerlik eklemem gerekir ise o da şu olacaktır: Zweig tarafından kaleme alınan Monteigne kitabı, tıpkı Ayn Rand tarafından kaleme alınan Atlas Silkindi gibi okumak için ideal bir kitap.

Fatih Emre Öztürk

OKUMALAR

  1. Monteigne, Stefan Zweig, Can Yayınları
  2. Atlas Silkindi, Ayn Rand, Plato Yayınları

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: