BABAYA MEKTUP’TA “BABA” OTORİTESİNİN SEBEP OLDUĞU SORUNLAR

Sarsılmaz bir güç olarak çocukluğumuza damga vuran figürlerin başında yer alır baba. Bizim babamızın herkesin babasından daha güçlü olduğunu sanır, onun dediği her şeyin doğru olduğunu düşünürüz. Bu oteriteye karşı gelmek ise düşünülemez bir şeydir çocuklukta. Fakat yaşlar ilerledikçe bu güç, bu oterite deli akan kanın etkisiyle rahatsız edici olmaya başlar. O sarsılmaz otorite artık sorunlara sebep olmaktadır. Bu temayı derinlemesine işleyen ve bu sorunun çok geniş bir yelpazeye yayıldığını kanıtlayan bir eser ise Franz Kafka tarafından kaleme alınmış.

Franz Kafka tarafından babası Hermann Kafka’ya iletilmek üzere yazılan ve şimdilerde Babaya Mektup adı altında ellerimize ulaşan bu mektup Herman Kafka’ya hiç ulaşmamış. Modern edebiyatın en yetkin yazarlarından sayılan Kafka, Babaya Mektup’ta babasının oteritesi karşısında ezilişini ve biraz da olsa özel yaşantısını anlatıyor. Bu anlatıyı ise Kafka’dan farklı olarak iki farklı bölüme bölmek mümkün olacaktır. İlk bölümde babasının kişiliğini derinlemesine incelerken aynı zamanda Hermann Kafka’nın, Kafka’yı nasıl Franz Kafka haline dönüştürdüğüne de parmak basıyor. İkinci bölümde ise Hermann Kafka’yı yoğun bir şekilde suçlanmaya başlıyor. Genel olarak şikayetçi bir dille yazılan bu mektuptaki şikayetlerin aksine, Franz kendisini Franz Kafka yapanın babasının otoriter kişiliği olduğu fikrinden kaçınıyor. Babasının yönteminin tartışılırlığı bir tarafa, Franz Kafka’nın psikolojisinin babasının otoriter kişiliği karşısında verdiği savaş aynı zamanda Franz’ın kişiliğini ve bakış açısını şekillendiriyor.

Babasının otoritesinin gücünün fark edilmesi ile başlamak doğru olabilir çünkü bu birçok sorunun başlangıcına sebep olacak olaylar zincirinin ilk halkası olacak. Franz daha çocukken, her çocuk gibi, babasının fiziksel gücünden etkilenişini ve bunun yarattığı düşünceleri anlatıyor:

“Ben sıska, güçsüz, ince; sen güçlü, iri, geniş. Kendimi acınası bir halde görürürdüm, üstelik yalnızca senin önünde değil, tüm dünyanın önünde, çünkü sen benim için her şeyin ölçütüydün.” (Kafka 2013: 21)

Kafka her çocuk gibi babasını çok güçlü buluyor. Bu babasının her şeyin ölçütü olduğu görüşüyle birleşince Kafka’nın kendisine acımasıyla sonuçlanıyor. Daha sonraki bölümde babasının koltuğundan dünyayı yönetişine değinen Kafka, babasının güçlü ve otoriter durumundan etkisiyle kendisini zayıf hissederek başlamış yaşamaya.

İlerleyen yaşlarında babasının otoriter varlığı, kanı daha da deli akmaya başlayan Kafka’yı iyice rahatsız etmeye başlıyor. O dönemdeki her genç gibi yaşadığı dünyanın ideal bir dünya olmadığını düşünmeye başlıyor ve babasından uzak bir dünya hayal ediyor:

“…tüm diğer insanların, emirler ve itaatten bağımsız, mutlu yaşadıkları üçüncü bir dünya.” (Kafka 2013: 25)

Ütopyasını emirler ve itaatin yokluğuna dayandıran Kafka, babasının otoriter kişiliği karşısında ne kadar şikayetçi olduğunu gözler önüne seriyor. Bu şikayetçiliğin açtığı sorunlardan ise ilerleyen bölümlerde değinmeye başlıyor. Dilini iyice şikayetçi bir keskinliğe ulaştıran Kafka, kalemini acımadan babasının bedenine saplıyor.

“Senin karşında kendime güvenimi kaybettim, onun yerine sınırsız bir suçluluk bilinci geçirdim. Başka insanlarla bir araya geldiğim zaman, bir anda değişemiyordum…”(Kafka 2013: 45)

“Genel olarak kendimi kesinlikle kurtaramadım senden.”(Kafka 2013: 45)

Kişiliğini olumsuz bir yönde şekillendiren ana etkenin babasının otoriter kişiliği olduğunu ileri süren Kafka, hayatının her döneminde bundan acı çektiğini ve hayata tutunmakta zorlandığını dile getiriyor. Bu etkinin ne kadar olumsuz bir sonuca yol açtığı ise tartışılabilir. Birisi Franz’ı Franz Kafka yapan şeyin bu olduğunu söylese, Franz Kafka’nın(elbette yaşıyor olsa idi) bile bunu kabul etmemekte zorlanacağını düşünüyorum. Fakat Franz Kafka olmak mı, bu otoriteden yoksun bir hayat yaşamak mı diye sorulacak olursa açıkçası Kafka’nın cevabının ne olabileceğini hayal edemiyorum.

Kitapta bahsedilenlerin yanında, beni okurken rahatsız eden konu ise, tıpkı Leylim Leylim’i okurken rahatsız eden gibi, kendimi Kafka’nın özel yaşantısını deşiyormuş gibi hissedişim oldu. Her ne kadar Kafka’nın isteği ile basılmış bir eser olsa da ben bu tarz eserlerin basılmasını doğru bulmuyorum. Fakat kitapta anlatılanları basitçe söylemek gerekirse, Kafka Babaya Mektup’ta hayatının her dönemine damga vuran babasının otoriter kişiliğinin yaşantısına olan olumsuz etkisini dile getiriyor. Franz Kafka’yı okumaktan keyif alan kişiler için, Franz Kafka’yı Franz Kafka yapan şeyin ne olduğunu anlamaları açısından okunabilir bir eser diyebiliriz.

Öykü Yelen

KAYNAKÇA

Kafka, Franz. Babaya Mektup. İstanbul: Can Yayınları, 2013

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: