Yüzleşme

Renkli çiçeklerin arasından geçip kendini kambur gibi hissettiren sırt çantasıyla ağır aksak, tabutun yanına yaklaştı. Elini tabuta koydu, sonra geri çekti. Gözlüğünü burnunun üstündeki yerine elleriyle yerleştirip, dudaklarını büktü. Etrafındaki çiçeklere tekrar göz gezdirip tabutun üstündeki fotoğrafa dalgın dalgın baktı. Tabutun önünde herkesten ayrı duran sandalyenin etrafında bir tur atıp elini tekrar tabutun önüne koydu. Uzaktan beliren kıvırcık, uzun saçlı esmer adam Selma’ya doğru yaklaşıp elini sol omzuna koydu. Kız arkasını dönmeden tabutla göz göze oturmaya devam etti. Adam “Ş” harfini uzunca bastırarak “Başşşın sağ olsun” dedi. Selma bu temenniyle kendine gelir gibi oldu. Uzun süren sessizlikten sonra omzunun üstünden cevap verdi; “Dostlar sağ olsun!” Kafasını yerine tekrar yerleştirir gibi çevirip , tabutla bakışmaya devam etti. Dudaklarından birkaç kelime döküldü ama yeşil kadife bezden başka söylenenleri kimse duymadı. Bütün ağıtlara kulaklarını kapatmışken uğultu gibi gelen bir ses Selma’yı kendine getirdi. Uzaklardan çiçekli eteğiyle koşup gelen kadın, koşarken dizlerine vurarak ağıt yakmayı da ihmal etmedi. Ezberlemiş gibi aynı kelimeleri tekrar ediyordu. “Ne ettin sen be adam , bize ne ettin kendine ne ettin?” İsyan ederken dökülen göz yaşlarının sebebini ağzından bir bir döküyordu kadın. Ağıdına ara verip kızı son anda fark etmiş gibi acıyarak baktı. Ellerini kızın cılız boynuna doladı, kelepçeleyerek hapsetti o ince uzun parmaklarıyla. Çok geçmeden kız da bu sarılmaya ellerini kadının beline bağlayarak cevap verdi. Kızın sırtındaki çantası çılgınca ağlayan diğer kadının ona sarılmasını engellemişti. Selma hem ağlamaktan, hem de belli ki kadının ellerinden dolayı sıkıntılı bir halde geriye bir adım attı. Bunu fırsat bilen kadın, kızın elinden tutarak tabutun karşısındaki sandalyelere sürükledi ve onu sandalyelerden birine oturttu. İkisinin de elleri dizlerinde birbirlerinden gözlerini kaçırarak uzun süre beklediler. Hiçbir şey konuşmadılar Selma ona, o kıza baktı. Sessizliği ilk bozan kişi Selma oldu.

-Nasıl olmuş anne?

Tiz sesindeki isyan, öfke hemen anlaşılıyordu. Kendisine benzeyen gözlere bakıp cevap bekledi. Annesi ellerini birbirine ovuşturdu, ısıtmaya çalışır gibiydi. Oysa hava nerden baksan 25 dereceyi geçkindi.

-Nasıl olduğuyla gerçekten ilgileniyor musun, diye sordu annesi Selma’ ya.

Hiç ilgilenmiyordu aslında. Ama şu an emindi ki, içi soğuyacaktı. Anlatsınlar istiyordu, uzun uzun anlatsınlar. Yıllardır çektiği düşünce ızdıraplarının aynısını o çekmiş olsun istiyordu. Canlı canlı çekmiş olsun. Birileri onun intikamını babasından defalarca alsın istiyordu. Sessizlikle cevap verdi. Kendi gibi bakan siyah güzel gözlü kadına. Kadın defalarca söylediği cümleleri tekrar kurdu.

-Keşke affetmeyi deneseydin Selma . Evet iyi bir eş değildi ama kötü bir baba sayılmazdı.

Selma annesine hep baktığı gibi baktı. Bazen onun yerinde olmak istiyordu. Olayların üstünü kolayca kapatabilmek, görmezden gelebilmek istiyordu. Halbuki annesi biliyordu babasıyla defalarca barışmaya çabaladığını. Dışarıdakilere ve annesine göre babası fena bir baba değildi.Bir ara Selma da buna inanmış, inanmaya çalışmıştı. Barışmaya çalışmıştı, annesi bunu çok iyi biliyordu. Hatta bunu kendinden ödün vererek yaptığını da biliyordu. Selma babasıyla bir anlaşma yapmıştı. Hatta bir zamanlar yüzleşmek, barışmak demiyordu, sadece anlaşma diyordu. Ne yaparsa yapsın babasıyla asla yüzleşemezdi, çok isterdi ama bunun mümkün olmadığını adı gibi biliyordu.

Uzun bakışmadan sonra Selma, konuşmadan kadını ikna etti. Artık annesinin de olaylarla yüzleşme zamanı gelmişti. Bugün bir gazete haberiyle babasından ölümünden haberdar olmuştu. Çantasından çıkarıp gazete haberini gösterdi annesine. Kocaman harfleri görmemezlikten gelemez nasılsa, diye düşündü. Kadın gazeteyi eline aldı dudaklarını kıpırdatarak okudu. Ellerini ağzına kapattı, gözlerinden yaşlar düştü. Bu yüzleşmenin ikinci aşamasıydı.İlk aşaması olan inkarı sonunda aşmıştı kadın. Selma bunun hafifliği, kadın da sırtındaki kocaman yük ile konuşmadan ayaklarını sürüye sürüye uzaklaştılar. Uzaklaşırken gönderdiği renkli çiçeklere bakarak kocaman gülümsedi Selma…

Şerife Irmak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: