Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına Mıdır?

Halk arasında benim oldukça garip bulduğum bir inanış vardır. “Dünyanın en zengin insanları servetlerinin bir kısmını fakir insanlara verseler; fakirlik diye bir şey kalmaz” der amcalarımız, teyzelerimiz. Bu düşünce elbette dünyanın sayılı zenginlerinin olumlu sayılabilecek bir yönüne vurgu yapmakta. Ancak Zygmunt Bauman, “Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına Mıdır?” isimli inceleme kitabında bu konuda biraz daha farklı“Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına Mıdır?” yazısının devamını oku

İki Adımlık Yerkürenin En Güzel Kadını

Ölüm söz konusu olunca dünyadaki çoğu şey önemi yitirir. Sonsuz olan bilgi bile, ölümün önünde diz çöker. Öylesine kuvvetlidir ki, bazı insanlar kudretinin büyüklüğünden etkilenirler. Ölüm kuşkusuz hayran olunacak bir şeydir. Fakat yaşamanın özü, ölümün büyüklüğünün bilince olup ona olan hayranlığı bir kenara atmaktadır. Bu özü kavrayamayıp kendisini başka düşüncelerle besleyen insanlar da yok değildir.“İki Adımlık Yerkürenin En Güzel Kadını” yazısının devamını oku

Yüzleşme

Renkli çiçeklerin arasından geçip kendini kambur gibi hissettiren sırt çantasıyla ağır aksak, tabutun yanına yaklaştı. Elini tabuta koydu, sonra geri çekti. Gözlüğünü burnunun üstündeki yerine elleriyle yerleştirip, dudaklarını büktü. Etrafındaki çiçeklere tekrar göz gezdirip tabutun üstündeki fotoğrafa dalgın dalgın baktı. Tabutun önünde herkesten ayrı duran sandalyenin etrafında bir tur atıp elini tekrar tabutun önüne koydu.“Yüzleşme” yazısının devamını oku

Benden Geriye Kalan

Geçmiş bana baktı. Bir an için öylesine dostane baktı ki onu tekrardan sevebileceğimi sandım. Ona baktığımda bakışlarında acıyı ve dehşeti gördüm. “Git.” dedi keder dolu bakışlarıyla. “Git ve sakın arkana bakma.” Acı, keder, elem, pişmanlık… Bir an için onun sözlerine uyup gitmeli miyim, diye düşündüm. Gidemezdim, dönemezdim, kalamazdım da. Öylece durdum. Gelecek baktı bana. Öylesine“Benden Geriye Kalan” yazısının devamını oku

Apaçık Hissiz

Filmler, kitaplar, hafif müzikler.Yanmaktan dibini görmüş mumlar, küllenmiş bir tütsü.Yarım söndürülmüş sigaralarla dolu bir küllük.Dağınık bir oda.Dağınık bir kafa.İçki şişeleri, dibi tortu lekesi tutmuş kadehler.Bir de şarap lekesini asla çıkaramadığın ekru masa örtüsü.Ne çok şey eşlik ediyor harika yalnızlığına.Arkadaşlarına öve öve bitiremediğin o harika mutluluğuna.Anısı olan bir şarkıda gözlerine dolan o anlamsız gözyaşlarına.Halbuki ne kadar“Apaçık Hissiz” yazısının devamını oku

BABAYA MEKTUP’TA “BABA” OTORİTESİNİN SEBEP OLDUĞU SORUNLAR

Sarsılmaz bir güç olarak çocukluğumuza damga vuran figürlerin başında yer alır baba. Bizim babamızın herkesin babasından daha güçlü olduğunu sanır, onun dediği her şeyin doğru olduğunu düşünürüz. Bu oteriteye karşı gelmek ise düşünülemez bir şeydir çocuklukta. Fakat yaşlar ilerledikçe bu güç, bu oterite deli akan kanın etkisiyle rahatsız edici olmaya başlar. O sarsılmaz otorite artık“BABAYA MEKTUP’TA “BABA” OTORİTESİNİN SEBEP OLDUĞU SORUNLAR” yazısının devamını oku

Çiy Tanesi

bir çiy tanesi usulca düşerken güneşin gölgelediği yaprağın gövdesinden, teninin kokusuyla gözbebeklerinde yansımak ister bedenim. ellerinden kalp atışlarını hissederek aşkı yaşamak isterim. ve her cam buğusu gördüğümde kendi adım yerine, adını yazmak.labirent oluşturan hayallerin imkânsızlığında, imkânına tutunarak kaçırdığım bütün trenlerin gittiği yere ulaşmak niyetim. sokakların sahipsizliğine sığınıp seni elde etmek ve tüm o sahipsiz sokaklarda“Çiy Tanesi” yazısının devamını oku

Masal

“Bir varmış bir yokmuş, her zaman başlamayan başlasa da bitemeyen bir masal doğmuş. Bu masal dediğimiz şey, bazılarımızda yeniden, yeniden başlarken bazılarımızda da başlamadan bitermiş. Bunu herkes bilirmiş ama kimseye söylemezmiş. Yıllarca herkesin bildiği ama hep sakladığı sırlardan biriymiş bu. Bütün insanlığın bildiği bu sır da parıltılı camlara defalarca yazılmış da görenler başını çevirmiş.” diye“Masal” yazısının devamını oku

Hiç Başlanmamış Mektup

24 Haziran… Bugün sana çok daha başka bir ben olarak yazıyorum. Daha büyümüş ve daha çocuk olarak… Kalemimden neler dökülecek diye ben de merak içerisindeyim. Ama şunu biliyorum. Bu yazı seni bir öncekiler gibi üzmeyecek, ağlatmayacak. Daha yolun başındasın. Ancak yolun sonu gelmiş gibi bir yorgunluk var üzerinde. Milyonlarca adım atmışlık, yolu bitirmenin rehaveti ve“Hiç Başlanmamış Mektup” yazısının devamını oku

Fiziksel Etki

Seni görünce dört nala koşmaya başlayan kalbiminBir tarifi yok.Susan dilimin,Hızlanan soluğumun,Kelebeklerin hücum ettiği karnımınBir tarifi yok. Işık görünce kilitlenen tavşan gibi bakan o gözleriminAçıklamasını yapamam.Titreyen ellerimin,Freni boşalmış kamyon gibi, kendimi yere yığacak olan bacaklarımın dahiBir tarifi yok.Konuşmaya başlayınca incelen sesimin,Sert durmaya çalışan o şapşal yüzümün bileBir tarifi yok.Kendi kendilerine bir haller oluyor onlara da.Zaptedemiyorum, anlayamıyorum“Fiziksel Etki” yazısının devamını oku