Küskünüm Yıldızlara

Tenime dokunan serin, rüzgarlı havaya karşı tereddüt etmeksizin yürüyorum geceleyin. Yıldızları arıyorum hudutsuz gökyüzünde. Parlak ve benden oldukça uzak o yıldızları görme umuduyla korkusuzca, kirpiklerimi ıslatan ılık gözyaşlarımla yürüyorum. Küskünüm yıldızlara. Beni bıraktılar… Beni öylece, yapayalnız ve kimsesiz bırakarak kaçtılar benden. Sonrasında ise karanlığın arkasına gizlendiler; ışıklarını söndürdüler ve uzaklaştılar benden. Nedenini bilmiyorum. Karanlık ruhuma“Küskünüm Yıldızlara” yazısının devamını oku

Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına Mıdır?

Halk arasında benim oldukça garip bulduğum bir inanış vardır. “Dünyanın en zengin insanları servetlerinin bir kısmını fakir insanlara verseler; fakirlik diye bir şey kalmaz” der amcalarımız, teyzelerimiz. Bu düşünce elbette dünyanın sayılı zenginlerinin olumlu sayılabilecek bir yönüne vurgu yapmakta. Ancak Zygmunt Bauman, “Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına Mıdır?” isimli inceleme kitabında bu konuda biraz daha farklı“Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına Mıdır?” yazısının devamını oku

Benden Geriye Kalan

Geçmiş bana baktı. Bir an için öylesine dostane baktı ki onu tekrardan sevebileceğimi sandım. Ona baktığımda bakışlarında acıyı ve dehşeti gördüm. “Git.” dedi keder dolu bakışlarıyla. “Git ve sakın arkana bakma.” Acı, keder, elem, pişmanlık… Bir an için onun sözlerine uyup gitmeli miyim, diye düşündüm. Gidemezdim, dönemezdim, kalamazdım da. Öylece durdum. Gelecek baktı bana. Öylesine“Benden Geriye Kalan” yazısının devamını oku

Hiç Başlanmamış Mektup

24 Haziran… Bugün sana çok daha başka bir ben olarak yazıyorum. Daha büyümüş ve daha çocuk olarak… Kalemimden neler dökülecek diye ben de merak içerisindeyim. Ama şunu biliyorum. Bu yazı seni bir öncekiler gibi üzmeyecek, ağlatmayacak. Daha yolun başındasın. Ancak yolun sonu gelmiş gibi bir yorgunluk var üzerinde. Milyonlarca adım atmışlık, yolu bitirmenin rehaveti ve“Hiç Başlanmamış Mektup” yazısının devamını oku

İnsanın Pandemi Hali

Bazenlerin, keşkelerin, öncedenlerin sıkça kullanıldığı bir zamanda yaşıyor insanoğlu. İstemese bile yapmak zorunda olduğu, istese de yapamayacağı tezatlarla dolu yeni bir dünya şimdiki zaman. Onca kısıtlamanın arasından yeşertmeye çalıştığı, bir o kadar da ruh sağlığını sağlam tutmaya çalıştığı bu dönemde en çok cebine koyduğu şey empati değil de ne? Kaldırımlar arasına sıkışıp kalmış bir çiçeğe“İnsanın Pandemi Hali” yazısının devamını oku

Omzumda Taşıdıklarım

Bugün günlerden çaresizlik olabilirim… Renklerden tebessüm, aylardan hüzün, sokaklardan çıkmaz sokak, henüz görülmemiş bir düş… Üzerinde nefes aldığımız bu eşsiz gezegenin içinde bir yerlerde, benim gibilerden kaçıyor olabilirim. İstediğim zaman bulunabilirim. Bulmak isteyen kim varsa onu kurak topraklarımda, yüksek tepelerimde güzelce ağırlayabilirim. Ben ne yerim ne de bir kimse. Yorgun bir dimağ ya da belki“Omzumda Taşıdıklarım” yazısının devamını oku

Hofstede’nin Kültürel Boyutlar Teorisi

Günümüze kadar kültürün ne anlama geldiğine dair birçok tanım yapılmıştır. Kesin olan onun kolektifliğidir. Bu yönden kültürler arasında bir bağlantı olmadığını söylemek yanlış olur. Ancak bu bağlantılar bir kültürün karakteristik özelliklerini değiştirmez. Bu fenomeni anlamak için, ünlü sosyal psikolog Geert Hofstede kültürleri altı boyutta sınıflandırdı. Bu denemede, Hofstede’nin modelini irdeleyeceğiz. Hofstede, kültürel farklılıkları analiz etmek“Hofstede’nin Kültürel Boyutlar Teorisi” yazısının devamını oku

Bir “Auter” Olarak Woody Allen

“Auterism” teorisi, filmlerin kalitesinin yönetmenler çerçevesinde olduğu savunur. Bu teori altında görülebilecek yönetmenlerden biri ise Woody Allen’dır. Woody Allen filmlerinde, Allen’ın kişiliğinin, yaratıcılığının ve vizyonunun olay örgüsüne, sahnelere ve karakterlere yansıdığı açıkça görülmektedir. Woody Allen’ı “auteur” yapan belli ögeler vardır. Her Woody Allen filminde felsefi konular, kurgu ve gerçekliğin karışımı ve romantik aşk ve cinsel“Bir “Auter” Olarak Woody Allen” yazısının devamını oku